• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/malbetliler/?fref=ts
  • https://plus.google.com/malbet.net /posts
    • www.malbet.net Malbetin sesi Uzungölün Nefesi
    • www.malbet.net
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
Üyelik Girişi
REKLAM

SEKMEN HEDiYELiK ESYA

RESME TIKLA

Uzungöl Sanal Görünüm
iLCEMiZ

UZUNGÖL´ÜN ( SERAH) ALiMLERI

HACİ ŞAKİR KADIOĞLU (1904–2006)

            Hacı Şakir KADIOĞLU 1904 yılında Köseli de doğdu. Of müftü ve kadısı olan Mehmet Efendinin oğlu olan yine Of Müftüsü Salih Efendinin en küçük oğludur. Kendileri henüz 14 yaşında iken babasını kaybetti. Fıkıh ilminde derin bir bilgiye sahip olan ağabeyi Hamit efendinin yanında himaye ve terbiyesinde yetişti. Feraiz ilmini de kendilerinden aldı. Sarf, usul-i hadis, usul-i fıkıh, nahiv, kelam, mantık, meani, beyan derslerini de amca zadesi olan Ali rıza Efendiden okudu ve icazet aldı.

         Cumhuriyet döneminde Latin harflerine geçilince Latin harflerini de öğrenip önce okuryazar daha sonra ilkokul diploması aldı. İlk görev yeri Çaykara Demirli Köyüdür.1939–1948 yılları arasında Bayburt ilinin Aydıntepe ilçesinde,1950,1951 yılları arasında Trabzon un Hos köyünde görev yaptıktan sonra, 1951–1970 arası Trabzon ili Yomra ilçesi Şana mevkii, 1970–1982 yılları arası, kendi köyü olan Köseli de imam ve hatiplik yapıp aynı yıl emekliye ayrıldı. Kendisine Ardeşen Müftülüğü görevi verildiği halde kabul etmemiştir.

         Dört kez evlenip üç hanımından altı erkek ve beş kız çocuk sahibi olan Hacı Şakir KADIOĞLU 2006 yılının Ekiminde ramazan ayında Hakk’ın rahmetine kavuştu. Yine hoca efendi olan büyük oğlu merhum Ahmet Hulusi’nin kabri yanında metfundur

Kaynak: Seyfullah Kadıoğlu/Oğlu
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
GAGOŞİMZADE MEHMET EFENDİ

GAGOŞİMZADE MEHMET EFENDİ

            Kakoşimzade (veya Gagoşimzade)  Hacı Muhammed Efendi olarak ta yöre ile ilgili birçok kaynakta büyük âlim olarak geçerse de hakkında biyografik bilgiler yoktur. Sadece bir kaynakta dip not olarak eski 1881 tarihli salnameye göre Of müftülerinden Mahmut Zühtü Efendi ile ilgili biyografik bilgiler verilirken onun babası yada amcasının Çaykara Şur (Şahinkaya) dan Koskoroğullarından meşhur alim Hacı Osman Efendi’nin, Gagoşimzade Mehmet Efendi’nin hocası Sürmeneli Hacı Hasan Efendi’nin hocası olduğu şeklinde bir ifade vardır.            

         Buradaki bilgiye göre Mehmet Efendi Çaykara Şerah (Uzungöl) köyünden olup devrin büyük âlimlerindendir[1]. Yine aynı kaynakta (s.457 de) eski Of müftülerinde Kadızade Hacı Salih Efendi’ye icazet verdiği yazılıdır. Bu büyük âlimin aktif görevde olduğu tahmini tarih 19. yüzyılın son zamanları olduğudur. Ancak yapılan araştırmalarda adı geçen âlimin Anaso’lu olduğu hakkında bilgilerde vardır. Öğrencileri arasında Gorgoraslı Zilik Hacı Numan Efendi ve Şurlu Mahnida Müslim Efendi gibi önemli âlimler de bulunmaktadır.

[1]Nasrullah Hacımüftüoğlu, Of-Çaykara Müftüleri, “Trabzon ve Çevresi Uluslar arası Tarih- Dil- Edebiyat Sempozyumu” 3-5  Mayıs 2001, C.1, s.465

::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
ALİ EFENDİ

Doğum Yeri ve Tarihi         : Köseli    1283/1868

  Baba  Adı                               : Mahmut Efendi

  Ana  Adı                                  : Ayşe Hanım

  Vefat Tarihi                            : 10 Mayıs 1964

       Zilik H.Mehmet efendiden okudu Köseli ve Şerah’ın mahallesi Malbet’te (Uzungöl-Çamlık)Müderrislik yaptı medreseler kapandıktan sonra kendi evinde 1961 yılına kadar talebe okutmaya devam etti 10 Mayıs 1964 de vefat etti

       Köseli’de medfundur. Rahmetullahi aleyh

       Çocukları:

 1-Mustafa Efendi (Sarıkamış’ta şehit)

 2-Hamide hanım

 3-Emine Hanım

 4-Hafe Hanım

 

 ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

 

H.MEHMET EFENDİ (Of MÜFTÜSÜ VE KADI)

Doğum Yeri ve Tarihi  : Şerah-Köseli    1196/1781

Baba Adı                        : Abdullah  Efendi(holaysadan gelme)

Anne Adı                       : Miyase  hanım

     Tahsilini Erzincan’lı Hacı Abdurrahman efendiden tamamladı.Köseli’de ilim hayatı Hacı Mehmet efendiyle başlar,ilk medrese onun zamanında kurulmuştur.

     Köseli’de müderrislik yaparken başlayan  1244/1828 Osmanlı Rus savaşına tüm talebeleriyle katılmış ve gösterdiği başarıdan dolayı kendisine “paşalık”rütbesi verilmiştir.Daha sonra Of’ta müftü ve kadılık yaptı

     Şerahlı büyük alim Muzellef efendinin dünyasına mazhar olmuştur.

     Hikaye Şöyle: H.Mehmet efendi okumaya karar verip yola çıktığında Muzellef efendiyle “Eski obalar “mevkiinde karşılaşır ve aralarında şu konuşma geçer ;

   -Oğlum nereye gidiyorsun?

   -Erzincan’a okumay

   -Abdestin varmı?

   -Var

   -Olsun gel şurada tekrar abdest al

    H.Mehmet efendi tekrar abdest alır ve Muzellef efendinin yanına  gider.Muzellef efendi dua yapar ;Allah bu ilmi soyundan eksik etmesin der.

    H.Mehmet efendi 1281/1864 de 85 yaşında Köseli-Kastel mahallesinde vefat etti.Orada metfundur.(R.A)

    H.Mehmet efendinin 7 Erkek 2 kız çocuğu dünyaya gelmiştir.isimleri şöyle;

  1-Mustafa efendi         Ayşe’den

  2-Ali efendi                   Ayşe’den

  3-Arif efendi                 Ayşe’den

  4-Ahmet efendi           Ayşe’den

  5-Mahmut efendi       Ayşe’den

  6-Tahir efendi             Beşire’den

  7-Salih efendi             Beşire’den 

  8-Havva hanım           Beşire’den

  9-Fatma hanım           Ayşe’den

     Oğullarının hepsi okuyup icazet almış büyük alimlerdir.

     Rahmetullahı aleyh

Not: H.Mehmet efendinin”Of”kadısı olarak mahkeme ilanları vardır.Ancak bunlar hala bulunamadı.

 

 ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

 

 

HACI SALİH EFENDİ

                              

          

         

Doğum Yeri ve Tarihi       : Köseli 11275/1860

  Baba Adı                             :Mustafa efendi

  Ana adı                               :Emine

  Vefat Tarihi                        : 16.01.1964

H.Salih efendi,amcası H.Salih efendiden tahsiline başladı,daha sonra Çoroş’lu (Taşkiran) Zilik Hacı Mehmet efendiden icazet aldı.Şera’hta(Uzungöl) ve mahallesi Malbet’te (Çamlık) müderrislik yaptı

Son yıllarında kendi evinde ders okuttu.tefsir ilminde çok ileri olduğu söylenir,çok sabırlı ve metanet sahibi olduğu bütün tanıyanlar  tarafından  söylenir.

Kabri Köseli Derelik mahallesindedir.Rahmetullahi aleyh

 Çocukları:

 1-Mehmet efendi

 2-Muhammet Mustafa efendi

 3-Hamit efendi

 4-Fatma hanım

 5-Emine hanım

 6-Ahmet efendi

 

:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

 

HACI SALİH EFENDİ (OF MÜFTÜSÜ)

Doğum Tarihi                : 1255/1840 Rumi-Miladi

 Baba Adı                         : H.Mehmet Efendi

 Anne Adı                         : Beşire Hanım

 Doğum Yeri                     : Çaykara-Köseli Köyü

 Göreve Başlama Tarihi  : 1296/1882 (Rumi-Miladi)

 İstifa Tarihi                      : 1327/1911

 Vefat Tarihi                     : 1337/1921(27 Haziran)

      İlk hocası babası H.Mehmet Efendidir.Daha sonra ağabeyi Hacı Tahir efendidir.H.Tahir efendinin hacca gitmesinden sonra Anoso (Çambaşı) köyünden Ğanca H.Ali efendiden tahsiline devam etti son olarak Şerah’lı Gogoşim H.Muhammet  efendiden icazet aldı.İlk görevi Of Müftülüğüdür kendisini üç kez davet etmişler fakat görevi kabul etmemiştir sonunda Jandarma yoluyla göreve başlatılmıştır.Bu görevi 31 yıl ifa ettikten sonra özellikle Sultan Abdulhamid’in tahttan indirilmesiyle  başlayan dine karşı saygısız hareketlere dayanamayıp istifa etmiştir(1327/1911

      3 Yıl Şerah’ta (Uzungöl) talebe okuttu birinci  dünya savaşında yüzlerle ifade olunan talebelerinin tümü askere alındı ve talebesiz kaldı.Son yıllarını Rus işgali,oğulları ve torunlarının Askere alınıp geri dönmemeleri.Büyük oğulları Mehmet efendi ve Arif efendilerin peş peşe vefatları kendisini yıkmıştır. 82 yaşında Köseli Kastel mahallesinde vefat etmiştir Rahmetullahi aleyh

   Çocukları;

 1-Mehmet efendi              Ayşe hanımdan

 2-Havva hanım                  Ayşe hanımdan

 3-Funda hanım                  Ayşe hanımdan

 4-Arif efendi                      Ayşe hanımdan

 5-Mustafa efendi             Fatma (Adike)hanımdan

 6-Ahmet efendi                Fatma (Adike)hanımdan

 7-Hamit efendi                 Fatma (Adike)hanımdan (ikiz)

 8-Ayşe hanım                    Fatma (Adike)hanımdan (ikiz)

 9-İsmail efendi                  Fatma (Adike)hanımdan

10-Şaban efendi                Fatma (Adike)hanımdan

11-Muhammet Efendi     Fatma (Adike)hanımdan

12- Şakir efendi                 Fatma (Adike)hanımdan

        H.Salih efendinin hastalık günlerinde söylediği beyt :

  Yarabbi  bu  Halim sana malum mi değil.

  Ya hazretin o vergiye kadirmi değil.

  Mani-mi var ihsanına: tehire sebep ne?

  Yoksa bu dilim o vergiye kadirmi değil?

 

 

:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

 

HACI TAHİR EFENDİ

Doğum Tarihi       : ?

 Doğum Yer           : Köseli Köyü

 Baba Adı                : H.Mehmet Efendi

 Anne Adı                :Beşire Hanım       

 Vefat Tarihi           : 1280/186

      Tahsiline Hacı Mehmet Efendiden başladı. Köselide müderrislik yaptı.Küçük kardeşi Hacı Salih Efendiyi kendisi okuttu.Daha sonra hacca gitti hac dönüşü Mısırda kaldı ve yedi(7) yıl orada kalıp tahsil yaptı ,İstanbul’a döndü Trabzon Müftülüğüne tayin oldu ve göreve başlamadan vefat etti.Rivayete göre rakibi tarafından kahvesine zehir konularak öldürülmüştür.Zehirlendiğini anlayan Hacı Tahir efendi Of’a götürülmesini ister motorla oraya getirilir sahilde vefat eder.Vasiyeti üzere mezar yeri belli değildir,Of’un üstündeki kabristanda metfundur.Bir kızı ve bir oğlu vardır.Oğlu Arif küçük yaşta vefat etti.Rahmetullahi aleyh

  Çocukları :

 1-Fatma (Havva)

 2-Arif (Mustafa)

Not: 1282/1866 tarihli vasi ilanı mevcuttur;Buna göre H.Tahir efendi 1866 yılından önce vefat ettiği anlaşılmaktadır  

 

 

:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::     

 

HAMİT EFENDİ

Doğum Yeri ve Yılı          : Köseli 1308/1892

  Baba Adı                           : H.Salih Efendi

  Ana Adı                             : Fatma-Adike Hanım

  Vefat Tarihi                      : 20 Mayıs 1946

       Kadızade Ali Efendiden okumaya başladı.Babası H.Salih efendiden devam etti.Köseli’de ders okuttu,1930 yılında Samsun ilinin “Çarşamba” ilçesinde vefatına kadar imamlık yaptı.Defalarca Of Müftülüğü kendisine teklif edildiği halde kabul etmedi 54 yaşında vefat etti kabri Çarşamba’dadır.

Rahmetullahi aleyh

    Çocukları:

 1-Mehmet Efendi

 2-Celal Efendi

 3-Şakir Efendi

 4-Ayşe Hanım

 5-Emine Hanım

 6-Fatma Hanım

    Not:Mezar taşındaki kitabe:

    Bütün alem ve ekdari geçirdim fani dünyada

    Rızanı isterim lütfen;Bekada dari ukbada(20.05.1976)

    

 

 

Kaynaklar: Of salnamesi, Caykara gazetesi.

 

 

:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

 

Hacı Nazım KURŞUN (1902-2010)




          Hacı  Nazım Kurşun’un Hayatı

Aslında  O, yöremizin pek çok benzer hikâyelerinden birisidir. Onun hayatının da bu gün  hayırla ve rahmetle yâd edilen birçok yöre büyüklerimizden farkı yoktur.   Osmanlı devletinin son zamanlarında, büyük buhranların yaşadığı 1900lü yıllarda  (maalesef gerçek doğum tarihi bilinmemektedir) Taşkıran köyünün Kurşumlar  mahallesinde dünyaya geldi. Büyük dedeleri, Kurşum, Mikdat, Salih ve İsmail’dir.  Babası Kayseri’de uzun zaman kalarak medrese eğitimi alan İsmail Efendi’nin oğlu  Ahmet’tir. Annesi Emine hanımdır ve O, henüz iki yaşında iken ölmüştür.


Bütün  aile büyüklerini çocuk iken kaybeden Hacı Nazım, -çok sevdiği ve hatırasını  daima yaşatıp, onun akrabalarına da son nefesine kadar saygı duyduğu- babaannesi  Fatma (Mutika ninesi) hanım tarafından büyütüldü. Babası Ahmet, muhtemelen  Balkan Savaşları yıllarında muvazzaf askerdir, o yüzden çocukları ile  ilgilenememiştir. Birinci Dünya savaşı çıkınca seferberlik ilan edilir. Taşkıran  ve yöresindeki ihtiyat askerileri (redifler) askere çağrılırlar. Ahmet 1914  sonbaharında tekrar askere alınır. O ve arkadaşlarının hemen tamamı Sarıkamış  harekâtına katılmak üzere, Erzurum’a ve oradan da Kars’a sevk edilirler.

Sarıkamış harekâtı için yöremizden sevk edilen birçok asker geri döner ama Ahmet  Efendi‘ye şehitlik nasip olur. Annesiz, babasız üç çocuk (ikisi kız) babaanne  Fatma Hanımın elinde kalır. O da çok dirayetli, tahammül ve tevekkül sahibi bir  kadındır. Torunlarına sımsıkı sarılır ve onları her türlü tehdit ve tehlikeden  korur. Fatma Hanım, yıllarca eşi İsmail efendinin okuduğu kitapları ve bir kaç  talebesi ile yaptığı dersleri dinler. Diğer torunu rahmetli Balkız (Ağırman’ın)  Fatma Hanımın (babaannesi) “İsagoji” den bahsettiğini hep söylerdi. İsagoji ise  ünlü filozof Aristo’nun bir kitabı idi ve ancak Osmanlı medreselerinde ileri  düzeyde okutulan bir dersti. O yörede belki de onun gibi sadece birkaç kadın  tarafından duyulmuştu.

 

Fedakar  bir Şehit Annesi Babaanne

Şehit  oğlunun torunlarına ve özellikle Nazım’a çok düşkündür babaanne. Savaş bütün  hızıyla devam etmektedir. Kıtlık ve yokluk hâkimdir her yerde. Ama O, tıpkı bir  erkek gibi mücadele verir ve üç torununu büyütmeye çalışır. Üstelik 1916 da bir  de Rus istilası başlamıştır. Şartlar daha da ağırlaşır. Kolay değildir iki  yetişkin kız çocuğu ve 10-12 yaşlarında bir erkek çocukla uğraşmak. Ama Fatma  Hanım kararlıdır onları her türlü tehlikeden uzak tutmaya. Nazım’a kocasından  duyduğu her şeyi öğretir. Hatta bütün huylarını kazandırmayı da başarır. Kuranı  ve (Eski Türkçe) okuma yazmayı öğretir. Bu arada Kuruş Hoca’ya gönderir torununu  ve ondan da dersler aldırır. Aralıklar ile olsa da bu eğitim süreci devam eder.  Ancak hayat şartları onun düzenli bir eğim almasına imkân tanımaz. Bu yüzden  eğitime ve öğretime çok meraklıdır. Hayatı boyunca kim olursa olsun ilim sahibi  insanlara saygı gösterir ve öğrenmeyi teşvik eder. Bundan sonraki hayatında hep  ilim meclislerini takip eder ve kendi birikimini bu meclislerde kazanır. Onun  ilme merakı ve aşkı o kadar büyüktür ki; altmışlı yaşlarında tekrar bir medrese  talebesi gibi, kendisinin görev yaptığı çevredeki bir âlimden yeniden eski usul  dersler almaya başlar.

 

Hayat  Mücadelesi

Artık  Nazım da, akranları arasında kabul gören yetişkin bir delikanlıdır. Hatta biraz  haşin bir delikanlıdır. Zaman zaman şefkatli babaannesini bile endişelendirir.  Ama o da evin geçimine katkı sağlamak için çalışır ve didinir. Savaş, hatta  Milli Mücadele yılları bitmiş, Türkiye Cumhuriyeti kuruluş aşamasına gelmiştir.  Bu geçiş dönemini de bütünüyle yaşar.  Akranları askere çağrılır. O ise  çağrılmaz. İlk anda bu durum dikkatini çekmese de sonradan bundan rahatsız olur.  Durumu araştırınca kendisi ve iki kardeşinin nüfusta kayıtlarının olmadığı  ortaya çıkar. Babasız kaldıklarında babaanneleri torunları için her şeyi  yaparken, kayıtlarını yaptırtmayı unutmuştur.

Henüz  soyadı kanunu çıkmamıştır. Ahmed oğlu Nazım Of’a gider önce nüfus idaresine  kaydını yaptırır ardından askerlik şubesine uğrayarak askere gitmek istediğini  söyler. Bu arada başka bir karışıklık yaşanır. Nüfus idaresinin kayıtları da bir  birine karışmıştır. Babası şehit olduktan sonra nüfus kaydı düşmüştür. Eğer onu  Ahmet’in oğlu olarak kaydederlerse, askerlik yaşı geçmiş olacak ve firari  muamelesi yapılacaktır. Hâlbuki kendisi askere gitmek için müracaat etmiştir.  Muhtemelen bir çözüm olarak amcası Esat’ın oğlu olarak kaydedilir. Böylece o da  kendinden küçük yaştaki devreleri ile askere gider.

Asker  dönüşü hayata tutunmaya çalışan Nazım, yöremizin temiz bir aile kızıyla evlenir.  Ondan bir kız çocuğu olur, ama evlilik sürmez. Anlaşarak ayrılırlar. Eski  eşinden ayrılmasına rağmen, gerek onun ailesi ve gerekse kendisi daima  birbirlerini hayırla yâd etmekten geri kalmazlar. Aralarında hiçbir zaman  husumet olmadığı gibi, eski eşinin akrabaları ve hatta çocuklarına büyük ilgi  gösterir, onları kendi ailesinden ayrı tutmaz. Ardından, -kendisinden sekiz ay  önce vefat etmiş olan- dayısının kızı Gülsum ile evlenir ve ondan da babasının  ve büyük dedesinin ismini verdiği Ahmet Mikdat adında bir oğlu olur.

İkinci  dünya savaşının bütün etkilerini yaşamıştır Taşkıran halkı. İşsizlik ve açlık  hâkimdir her tarafta. Köydeki üretim yetmemektedir. Tek çare gurbettir. Ancak,  pek çok insan gurbet için nereye gideceğini bile bilmemektedir. Nazım lider  ruhludur. Arkadaşlarını toplar ve gurbete çıkarlar. Devir Menderes devridir.  Türkiye’nin birçok yerinde de imar faaliyeti başlamıştır. Onlarda bundan  istifade ile Zonguldak yöresinde yol yapımı işleri üstlenirler. O artık küçük  çapta bir yol müteahhididir. Ancak meşhur ihtilal gerçekleşir, her şey birbirine  karışır. İşler durmuştur. Beraberinde gurbete götürdüğü arkadaşlarının  sorumluluğunu taşımak adeta imkânsız hale gelmiştir. Herkes ile konuşur ve  helalleşir. Herkes bir tarafa gider, ama bütün arkadaşları hayatları boyunca hep  o günleri anarlar.

 

Din  Görevlisi Olarak Hacı Nazım

Nazım  Trabzon’a dönmüştür. Hayat da normale dönmek üzeredir. Onun ise kullanabileceği  tek mahareti çocukluğunda babaannesi sayesinde kazandığı ve daha sonra  geliştirdiği dini bilgileridir. Memleketin de buna şiddetle ihtiyacı vardır.  Zira nerde ise bir süre dini bilgiler ve Kuran öğretimi toplum hayatından  çıkarılmıştı. İmamlık yapmaya karar verir. Ama Osmanlıdan Cumhuriyete intikal  etmiş olan geçerli bir diplomasi yoktur. Ama bu engel değildir. Çeşitli  yörelerde fahri imamlık yapar. Şöhreti artar, tanınan bir din adamı olur. Bu  arada dışarıdan ilkokulu bitirir. Diyanetin öngördüğü İmam-Hatiplik sınavlarını  geçer ve resmen göreve atanır. Görev yaptığı çevrelerdeki cemaati tarafından çok  sevilir, o da onlara bildiklerini tekrarlamaktan hiç yorulmazdı. İyi bir hatip  idi ve sürekli çevresindekileri, irşad etmekten geri durmazdı. Ama O’nun en  büyük merakı, çocuklara dini bilgilerin verilmesi, onlara Kuran’ın  öğretilmesidir. O yüzden yaz aylarını iple çeker ve aştığı yaz kurslarında -Trabzon’nun  Gülbahar Hatun camii de olmak üzere muhtelif yerlerde (Merkez köyleri, Akçabat,  Ayvasil vs.)- yüzlerce öğrenciye Kur’an ve temel ilmihal bilgileri  verirdi.(Yetiştirdiği öğrenciler ta son nefesine kadar, yurt içinden ve  yurtdışından her fırsatta onu ziyaret eder,arar hatırını yoklarlardı.Oda onlara  hayır dualarda bulunurdu) Otuzbeş yıllık imamet görevinden sonra emekli oldu ve  adeta inzivaya çekildi.

 

Şahsiyeti

Günlük  hayatında boş hiç bir şeye, hele dedikodu ve onun ifadesi ile “ma-la yani”ye hiç  yer yoktu. “Ya hayır söyle ya da sus” prensibine sıkı sıkıya bağlıydı. O ya  ibadet eder veya ibadet saydığı çalışmasını yapardı. Çevresindekilerden de hep  bunu beklerdi. İş yapanları dikkatle takip eder, gereğini hakkıyla yapmayanları  uyarırdı. Zira ona göre, iş de bir “ibadet” idi ve mutlaka erkânına uygun  yapılmalıydı. Doğduğu ve yaşadığı şartların tesiri ile oldukça sert mizaçlı idi.  Ama bu mizacının arkasında daima bir şefkat ve merhamet saklı idi. Akrabalarına,  köylüsüne düşkün, Aile bağlarının önemini çevresindekilere hatırlatır ve mutlaka  o da akrabalarını araştırırdı. Kendisinden küçük bile olsa, anne ve babasının,  babaannesinin ve diğerlerin soyundan gelenlere büyük bir hürmet beslerdi. Daima  kendisinden önce başkalarını düşünürdü. Çeşitli sebeplerden dolayı problem  yaşadığı insanlara bile asla husumet beslemezdi ve bunun “şeytani bir sıfat”  olduğunu söylerdi. Hayatında husumet yoktu. Kendisine yapılan kötülükleri  unuttuğu gibi başkalarına yaptığı iyilikleri de asla söylemez ve  dillendirilmesini de istemezdi.

  Büyük-küçük ayırımına özen gösterir, insanlara saygının da bir ibadet olduğunu  söylerdi. Alimlere son derece saygılı olduğu gibi, ilimle uğraşan herkese büyük  bir alaka gösterirdi. Okumayı hayatın bir parçası, Allaha bağlanmanın bir yolu  olarak görmekteydi. Bu yüzden okuyan birinin, -gazete bile okusa- asla rahatsız  edilmemesini isterdi. Ezber bildiği şeyleri bile kitaptan takip etmeyi severdi.  Bunu Ahmed b. Hanbel’in geleneği olarak anlatırdı.

Tasavvufa meraklı idi. Muhtemelen farklı kollardan da dersler almıştı ama bunu  hiçbir zaman kimseye izhar etmezdi. Farz ibadetlerde taviz verenlere tahammül  edemez ama tasavvuf ve tarikat yolunun ilave bir yol olduğu bilinci ile  başkalarından bunu asla beklemezdi. Kuran okumayı ve Nakşi virdini hiç terk  etmezdi. Delail-i Hayrat ezberinde idi. Günün belirli saatlerinde belirlenmiş  dualarını ve zikirlerini yapardı. Bunun için hiçbir engel veya bahane  bulunmazdı. Çevresindekiler de bunu bilir ona göre hareket ederlerdi. Bazı  duaları çevresindekilerin duyması için sesli yapardı. En çok “Allahumme ecirna  ninennar ve edhilna el cennete meal ebrar ve nusûki be mehyaye ve memati lillahi  Rabbilalemin” yani “Allahım bizi ateşinden koru, iyilerle birlikte cennete koy;  bütün ibadet ve taatım, hayatım ve ölümüm Âlemlerin Rabbi olan Allah içindir”  duasını çevresindekilere duyururdu.

 

Ölümü

“Her  nefis ölümü tadacaktır” hükmüne imtisalen son zamanlarda “ya rabbi artık  emanetini al” duasında bulunan yöremizin değerli simalarından Hacı Nazım Kurşun  20 Aralık 2010 Pazartesi günü Hakkın rahmetine kavuştu.

Tam bir  asrı aşan ömrüne neler sığmadı ki. Balkan savaşları, Birinci ve İkinci Dünya  Savaşları, Dünya düzeninin bir kaç kere bozulup kurulması. Ama hiçbir şey onu  kendi inancından, prensiplerinden ve hayata bakışından koparmadı. O, her şeyin  geçici ve mutlak hayatın ölümden sonra başlayacağına olan inancı ile hep  öğrendiği prensiplere sıkı sıkıya bağlı kalarak yaşadı ve nihayet ruhu,  yüzyıldan fazla kullandığı vücudunu terk ederek gerçek diyarına göç etti. Son  nefesine kadar bilincini yitirmeden hep Allah’ı anarak kendi yolculuğunu  hazırladı.Allah rahmet eylesin…

 

Kaynak: Pusula61 

 

 

NOT : Eksik yada baska bildikleriniz varsa lütfen bize iletmenizi rica ediyoruz.


Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam18
Toplam Ziyaret175420
SAAT
Takvim
KUR´AN OKUMA

TIKLA ve OKU

REKLAM

SEFLERIN YERI

RESME TIKLA

Uzungöl DERGiSi
DOKTORA SOR


Dc.Dr.Orhan KOCAMAN
GASTROENTEROLOJİ Mide Uzmani
GAGOŞİMZADE MEHMET EFENDİ

GAGOŞİMZADE MEHMET EFENDİ

Kakoşimzade (veya Gagoşimzade) Hacı Muhammed Efendi olarak ta yöre ile ilgili birçok kaynakta büyük âlim olarak geçerse de hakkında biyografik bilgiler yoktur. Sadece bir kaynakta dip not olarak eski 1881 tarihli salnameye göre Of müftülerinden Mahmut Zühtü Efendi ile ilgili biyografik bilgiler verilirken onun babası yada amcasının Çaykara Şur (Şahinkaya) dan Koskoroğullarından meşhur alim Hacı Osman Efendi’nin, Gagoşimzade Mehmet Efendi’nin hocası Sürmeneli Hacı Hasan Efendi’nin hocası olduğu şeklinde bir ifade vardır.

Buradaki bilgiye göre Mehmet Efendi Çaykara Şerah (Uzungöl) köyünden olup devrin büyük âlimlerindendir[1]. Yine aynı kaynakta (s.457 de) eski Of müftülerinde Kadızade Hacı Salih Efendi’ye icazet verdiği yazılıdır. Bu büyük âlimin aktif görevde olduğu tahmini tarih 19. yüzyılın son zamanları olduğudur. Ancak yapılan araştırmalarda adı geçen âlimin Anaso’lu olduğu hakkında bilgilerde vardır. Öğrencileri arasında Gorgoraslı Zilik Hacı Numan Efendi ve Şurlu Mahnida Müslim Efendi gibi önemli âlimler de bulunmaktadır.

[1]Nasrullah Hacımüftüoğlu, Of-Çaykara Müftüleri, “Trabzon ve Çevresi Uluslar arası Tarih- Dil- Edebiyat Sempozyumu” 3-5 Mayıs 2001, C.1, s.465